Taner%20Türker
Logo
  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Projeler
  • Eğitim
  • Blog
  • İletişim
Taner%20Türker
  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Projeler
  • Eğitim
  • Blog
  • İletişim

Ölüm Kaygısı Üzerine

  • Taner Türker
  • Günlük
  • Ölüm Kaygısı Üzerine
Ölüm Kaygısı Üzerine Derleme
  • Taner Türker

Ölüm nedir, ölümü düşündüğümüzde ne hissederiz, ölümden neden korkarız, ölüm korkusunun boyutları var mıdır? sorularından yola çıkılarak hazırlanan bir derleme metni.

Bu yazı ilk olarak PsiNossa (TPÖÇG) Dergisinde yayınlandı.*


 

Ölüm, her insanın kaçınılmaz olduğunu sezgisel olarak bildiği, bir gün gerçekleşeceği, bireysel olarak yaşanacağı ve bireyin kendisinin dışında kimseyle paylaşamayacağı apaçık olan bir durumdur (Aydın, 2011). Ölüm, yaşamın en kaçınılmaz gerçeğidir. İnsan istemese de, ölümü tadacaktır. Ölüm, insanlığın çözemediği, fakat karşılaşmak zorunda olduğu, belki de yaşamın anlamının içinde saklı olduğu bilinmeyen tek mutlak gerçektir (akt. Topuz, 2013).

Maddi olarak ölüm, canlı organizmanın kendini yenileme yeteneğini yitirmesi veya kalp, akciğer ve beyin gibi hayati organlardan birinin ya da bir kaçının tamamen işlevini kaybetmesiyle hayatın sona ermesi şeklinde ifade edilmektedir (akt. Kumcağız & Yılmaz, 2012). İnsanların ölümle ilgili kaygı ve korkularının temelinde de ölümle ilgili bilgi, duygu ve düşünceler yer almaktadır (akt. Topuz, 2013).

İnsanlar çevrelerindeki bireylerin yaşadıkları ölüm olaylarından yola çıkarak, ölüme ilişkin tutumlar geliştirmektedirler. Yani, insanlardaki ölüm düşüncesinin oluşmasında çevrelerindeki ölüm olaylarının etkisi büyüktür. Çünkü ölüm, insanın bizzat tecrübe alanı dışında gerçekleşen bir olaydır (akt. Topuz, 2013). Dolayısıyla hayatın bir yerde ölümle noktalanacağı düşüncesi, bireyi duygusal ve bilişsel olarak huzursuz eder. Temelde bireyi tedirgin edip korkutan şey, yaşamın devam edeceği hissi değil, onun bir yerde sona ereceği endişesidir (Koç, 2002). May’e göre bu kaygı, varoluşun yıkılabileceğinin, kendisini ve dünyasını yitirebileceğinin, dolayısıyla bir “hiç” olabileceğinin farkına varan bireyin öznel durumunu ifade eder. Yani yok olma tehdidini de bünyesinde barındırdığı için birey, varoluşsal bir kaygı süreci yaşar (akt. Koç, 2002).

Temel varsayım, ölüm kaygısının her insanda bulunduğu ve bu kaygı düzeyinin kişinin ruhsal durumunu yakında etkilediği söylenebilir (akt. Kumcağız & Yılmaz, 2012). Bu kaygı derecesi kişiler arasında farklılık göstermektedir. Aşırı, ölçüsüz, patolojik şekilde ortaya çıkan ölüm düşüncesi insanın psikolojisini olumsuz etkileyebilmektedir (akt. Tanhan ve Arı, 2006).

Irvin Yalom’un da (2008) kaydettiği gibi paylaşımsız olan ölüm, bireysel açısından daima varoluşsal bir kaygı, baş edilmesi gereken patolojik bir durum olarak kendisini açığa vurmaktadır. Ölümle alakalı olan bu kaygı sürecine ölüm kaygısı veya ölüm korkusu denir.  Ölüm kaygısı, doğumdan itibaren başlayıp yaşam boyu süren, insanın artık var olmayacağının, kendisini ve dünyayı kaybedebileceğinin, bir hiç olabileceğinin fark edilmesi sonrası gelişen bir duygudur (Kalaoğlu, 2010). Yalom’a göre, “her şeyin temelinde ölüm kaygısı vardır”. Bu nedenledir ki ölüm düşüncesi insan hayatını olumsuz yönde etkileyebilir (akt. Kumcağız & Yılmaz, 2012).

Ölüm korkusu her zaman ve her yerde bulunur ve ölüm korkusu o kadar büyüktür ki, hayat enerjisinin büyük bir bölümü ölümün inkârında harcanır (akt. Başaran, 2008). Genellikle bireylere ölümle alakalı bir soru sorulduğunda, “hayır, benim ölmem için erken” yanıtını verecektir. Ölüm, sanki kişinin kendisine değil, başkalarına gelecektir. İnsan, kendi ölümü ile ilgili düşüncelerini bastırmakta, bilinçaltına itmektedir (akt. Topuz, 2013). Ölüm kaygısı kavramı, psikoloji alanında, özellikle 1930’lu yıllardan sonra bilimsel çalışmalara daha da fazla girmeye başlamıştır (Kalaoğlu, 2010). Ölüm korkusu, günümüzde üzerinde en çok araştırma yapılan konulardan biri olmasına rağmen bir o kadar da en az açıklığa kavuşan alanlardan biri olmuştur (Akça ve Köse, 2008).

Araştırmacılar, ölüm korkusunun bütün bireylerde var olan bir korku olduğu konusunda hemen hemen görüş birliği içindedirler (Koç, 2002). Hemen her bireyde düşük veya yüksek düzeyde bir ölüm korkusunun olduğu ve genel olarak ölüm korkusu olarak ifade edilen korkuya belirsizlik, bedeni kaybetme, yalnızlık, yakınlarını kaybetme gibi korkuların yol açtığı ileri sürülmektedir (Kumcağız & Yılmaz, 2012).  En çok üzerinde durulan boyutları ise, bilinmezlik ve yalnızlık korkusu, yakınları yitirme ve ölüm anında ıstırap çekme korkusu, kişisel kimliği kaybetme ve ölüm sonrası cezalandırılma korkusu, geride kalanlar için endişelenme ve yok olma korkusu ile değer verilen insanları kaybetme korkusudur (akt. Koç, 2002).

Ölüm kaygı düzeyini belirlemek için birçok ölçek geliştirilmiştir. Templer tarafından geliştirilen “Ölüm Kaygısı Ölçeği”nin bu alanda en sık kullanılan ölçek olduğu rahatlıkla söylenebilir (akt. Yıldız, 2001). Başka kullanılan bir ölçekte, Spilka ve arkadaşları tarafından geliştirilen “Ölüm (perspektifleri) Algıları Ölçeği”dir (akt. Topuz, 2013) Ölüm korkusunun bireyin hayatında oldukça köklü psikolojik etkileri vardır ve ölüm düşüncesi karşısında bireylerin korkuları ve bu korkuya gösterdikleri dirençler de farklı seviyelerdedir (akt. Koç, 2002). Peki, ölüm kaygısını azaltmak için neler yapılabilir?

Birçok insan sosyal destek sistemlerini kullanarak ölüm anksiyetesi ile baş etme tekniği geliştirilmiştir (Örsal, Yenilmez, Çelik, & Işıklı, 2012). Aklın korkuları yenmedeki öneminin vurgulanması, aklın bilgi ve delillerle korkuları yenebileceğini, dolayısıyla insanların ölüm konusunda bilgilendirilmelerinin gerekliliğini ortaya koymaktadır (Topuz, 2013).  Bilinmektedir ki bireyin kendisini güvende hissedebilmesi için, ileride yaşayacağı günlerde kaygı verecek durumların olmaması ve dolayısıyla daha da ileri giderek, ölüm ve öldükten sonra ne olunacağı konusunda kaygı verecek unsurların ortadan kaldırılması gerekir (Kumcağız & Yılmaz, 2012). Bireyin ölüme ilişkin düşünce ve tutumlarını kendi içinde uzlaştırması gerekmektedir. Bu nedenle, ölüm konusunda verilecek olan gerçekçi eğitim, insanlardaki ölüm korku ve kaygılarını azaltabilecektir (akt. Topuz, 2013).



Kaynakça

  • Akça , F., & Köse, A. İ. (2008, Haziran). Ölüm Kaygısı Ölçeğinin Uyarlanması: Geçerlik ve Güvenirlik Çalışması. Klinik Psikiyatri Dergisi(11), 8.
  • Aydın, H. (2011). ÖLÜM KORKUSU KARŞISINDA FELSEFENİN TESELLİSİ: MARCUS TULLIUS CICERO VE EBÛ BEKR ER-RÂZÎ. Felsefe Dünyası(54), 27.
  • Başaran, E. (2008, Nisan 12). Ölüm Korkusu -Ölüm Endişesi. Nisan 21, 2016 tarihinde Milliyet Blog: http://blog.milliyet.com.tr/olum-korkusu–olum-endisesi/Blog/?BlogNo=103641 adresinden alındı
  • Koç, M. (2002). ÖLÜM KORKUSU ÜZERİNE KURAMSAL AÇIDAN PSİKOLOJİK BİR DEĞERLENDİRME. Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi(6), 10.
  • Kumcağız, H., & Yılmaz, M. (2012). PSİKOLOJİK DANIŞMA VE REHBERLİK LİSANS PROGRAMI ÖĞRENCİLERİNİN CİNSİYET VE SINIF DEĞİŞKENİNE GÖRE ÖLÜM KAYGI DÜZEYLERİ. Ondokuz Mayıs Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, 31(2), 219.
  • Örsal, Ö., Yenilmez, Ç., Çelik, N., & Işıklı, B. (2012). HUZUREViNDE VE EViNDE YAŞAYAN YAŞLILARDA ÖLÜM ANKSİYETESİ VE SOSYAL DESTEK ARASINDAKİ İLİŞKİ. TÜRK GERİATRİ DERGİSİ, 15(3), 337.
  • ÖZTÜRK, K. (2010). YAŞLI BİREYLERDE ÖLÜM KAYGISI. 04 21, 2016 tarihinde Çukurova Üniversitesi: http://library.cu.edu.tr/tezler/7809.pdf adresinden alındı
  • Topuz, İ. (2013, Aralık). Ölüm Algısı Ölçeği (ÖAÖ) Türkçe Versiyonunun Geliştirilmesi: Geçerlik ve Güvenirlik Çalışması. Değerler Eğitimi Dergisi, 11(26), 280.
  • Tanhan, F., & Arı, F. (2006, Aralık). ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNİN ÖLÜME VERDİKLERİ ANLAM VE ÖĞRENİM GÖRDÜKLERİ PROGRAM AÇISINDAN ÖLÜM KAYGISI DÜZEYLERİ. Yüzüncü Yıl Üniversitesi, Eğitim Fakültesi Dergisi, 3(2), 46.
  • Yalom, I. D. (2008). Güneşe Bakmak Ölümle Yüzleşmek (Birinci b.). (Z. t. Babayiğit, Çev.) İstanbul: Kabalcı Yayınevi.
  • Yıldız, M., & Karaca, F. (2001). THORSON-POWELL ÖLÜM KAYGISI ÖLÇEĞİ’NİN TÜRKÇE ÇEVİRİSİNİN NORMAL POPULASYONDA GEÇERLİK VE GÜVENİLİRLİK ÇALIŞMASI. ,
  • Tabula-Rasa(1), 43-55. Nisan 21, 2016 tarihinde angelfire: http://www.angelfire.com/psy/muratyildiz/OLUM8.htm adresinden alındı
Content Protection by DMCA.com
Taner%20Türker

Taner Türker

Psikolog, Kurumsal İletişim Direktörü

Paylaş:

Önceki İçerik
Tipik Psikoloji
Sonraki İçerik
Psikodinamik ve

Comments are closed

Psikolog Taner Türker

  • Anasayfa
  • Blog
  • Hakkımda
  • İletişim