
Psikodinamik ve Bowen aile terapileri 1950’lerde gelişmeye başlamıştır ve psikodinamik aile terapisinin temeli, Psikoanalitik kurama dayanmaktadır. Bu kuram daha çok Freud’un temel öğretilerinden esinlenmiştir. Psikodinamik aile terapisinin öncüsü ve en önemli savunucu ise Nathan Ackerman’dir.
Ackerman ve Bowen ilgileri ve o zamanın koşullarından dolayı, Freud’un kuramını ailelere uygulamada değişiklikler yapmışlar ve hem kişisel hem kişiler arası ilişkilerin önemini vurgulamışlardır. Psikodinamik ve Bowen aile terapistleri, teorik tekniklere ve faktörlere (tedavinin nasıl ve ne zaman olacağı) dikkat çekerek ayırt edici özelliklerini vurgulamışlardır.
Hem psikodinamik hem de Bowen aile terapilerindeki tedavinin temeli, aile ve aile bireylerindeki değişimi, ailenin kendi geçmişi ve gelişimi bağlamında ele alınmaktadır. Her iki terapilerin de birçok ortak noktası bulunmaktadır. Bunlardan ilki; geçmiş şimdiyi etkiler düşüncesinin vurgulanmasıdır. Örneğin; ilk çocukluk yıllarındaki yaşantılar, bilinçli olarak sürdürülüp sürdürülmediği önemli olmaksızın bireyin ya da ailenin şu anı ve gelecekle ilgili yılları üzerinde etkileri olabilir. Bağlanma ve yakınlıkla ilgili ilk yaşantılar da önemlidir. Çünkü bu dönemden oluşturulmuş hatıralar ve etkileşim şimdiki yaşantılarımızın işlevselliğini oldukça etkiler. Örneğin; bir çiftin duygusal ve fiziksel yakınlaşmaya ilişkin yaşadıkları zorluklar, ilk yaşantılarındaki sıkıntılarının su yüzüne çıkması olabilir.
Son olarak bu yaklaşımın bir diğer ortak noktası da yaşamın kişisel ve kişiler arası yanlarının birbirlerini etkilemesidir. Temel olarak, bireylerin kendileriyle ilişki kurma biçimleri başkalarıyla nasıl ilişki kurduklarını da etkiler.
Nathan Ackerman
Ackerman, belli bir zaman diliminde tek bir hastaya hizmet vermeyi öngören klasik Psikoanalitik yaklaşımı benimsemiştir. Özellikle aile yaşamındaki dinamiklerle ve psikodinamik ilkeleri ailelere uygulamayla ilgilenmiştir. Ackerman, aileleri bir sistem olarak tedavi etme konusunda birçok uzmanları da etkilemiştir. Ailenin görünür birlikteliğinin altında ailedeki bireyleri gruplara bölen kişisel çatışmaların olduğunu varsaymıştır. Ackerman aynı zamanda günah keçisi, güçlü yanlara odaklanma, bir arada tutucu patoloji gibi kavramları ortaya atan ilk kişidir.
Psikodinamik ve Bowen Aile Terapisinin Ana Hatları
Psikodinamik aile terapisi Freud’un klasik çalışmalarına dayanır. Freud insan doğasını cinsellik ve saldırganlık gibi birtakım dürtülere dayalı olarak açıklar. Ruhsal çatışmalar da çocuklar bu dürtüyü yanlış öğrendiklerinde ve cezaların başlamasıyla ortaya çıkar. Bu çatışmalarda kaygı gibi olumsuz duygulanımları ortaya çıkarır. Çatışmaların çözümlenmesi için de iki yol vardır.
- Çatışma kaynağı olan isteğe karşı savunmaların güçlendirilmesi
- Bir miktar doyum sağlamak için savunmaların etkili bir biçimde zayıflatılması
Öte yandan Ackerman, eğitim ve tedavi amacıyla New York’ta bir merkez olarak Ackerman Aile Enstitüsünü kurmuştur. Psikodinamik yönelimli olan Ackerman bir arada tutucu patoloji kavramıyla aile bağlamını ve bilinçdışını birleştirmiştir. Bir arada tutucu patoloji kavramına göre, eğer aile üyeleri aile kurallarını ihlal ederlerse, ya aileden ayrılma ve sağlıklı olma yolunu seçerler ya da alışıldık aile örüntülerinin içine çekilir ve sağlıksız durumunu sürdürür.
Örneğin; ebeveynlerinden yeterince bağımsızlaşmış genç bir yetişkin başka eve taşınabilir ve eğer kendine yeterli olabilecek bir iş ve çevre edinirse aileye döndürülme çabalarına karşı koyabilir ve yeni bir kimlik kazanabilir. Diğer yandan, birey yetersiz ölçüde bağımsızlaşmışsa aile içine geri dönmesi olasıdır. Psikodinamik kuramın bir diğer anlayışı ise, nesne ilişkileri kuramıdır. Nesne ilişkileri kuramıyla, kuşaklar arası ilişkiler açıklanabilir. Bu kurama göre nesne, çocuğun ihtiyaçlarını karşılayan, çocuğun etkileşimsel ve duygusal bir bağ kurduğu öğedir. Çocuklar büyüdüklerinde bu nesnenin iyi ve kötü özelliklerini içselleştirirler. Zaman içinde de bu içselleştirmeler bireylerin başkalarıyla, özellikle de yakın olduklarıyla nasıl bir ilişkide bulundukları ve kendilerini değerlendirmeleri konusunda temel oluşturur.
Bu kuram, Freud’un id, ego ve süperego kavramlarının ötesinde ailelerdeki bilinçdışı güçlerle çalışmanın önemini vurgular. Bireylerin evlilik ilişkilerine taşıyabilecekleri bilinçdışı ve çözülmemiş erken çocukluk ilişkileri bireylerin birbirine ümitsizce sarılıp bağımlılık gösterdiği işlevsel olmayan örüntülerin gelişimiyle sonlanabilir ve bu durum, eşlerde biri veya ikisi farkına varana kadar ve yeni aynı zamanda da işlevsel biçimde davranana kadar devam eder.
Tedavi Teknikleri
Psikodinamik aile terapisinde, bilinçdışı, anılar ve nesne ilişkileri oldukça önemli yer tutar. Kullanılan terapötik teknikler, transferansı, rüya ve düş analinizi, yüzleştirmeyi, güçlü yanlara odaklanmayı, aile geçmişini ve birbirini tamamlamayı içerir. Transferans, duyguların tutumların veya isteklerin terapiste yansıtılmasıdır. Transferans aile terapisinde aile birimindeki baskın duyguları anlamak ve hangi duyguların hangi kişilere yönetildiğini belirlemek için kullanılır. Transferans ortaya çıktığı durumlarda, aile üyeleri terapistle bir bağ kurarlar ve terapiste, sorun yaşadıkları kişilere davrandıkları gibi davranırlar. Böylece birikmiş duygularını (örneğin katarsis yoluyla) kendilerini-keşif, içgörü ve insanlarla yeni yollar edinme olanağı bulurlar.


Comments are closed